20 Temmuz 2016 Çarşamba

BAŞKAN AV. ŞÜKRAN KİTİŞ: "NİKÂH İŞLEMLERİNDE YENİ DÜZENLEME VE 15 TEMMUZ OLAYLARI" NEDENİYLE BİR BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

AGİKAD (Ankara Girişimci Kadınlar Derneği) Başkanı Şükran Kitiş: 
AGİKAD Başkanı: Av. Şükran KİTİŞ
NİKÂH İŞLEMLERİNDE YENİ DÜZENLEME VE 15 TEMMUZ OLAYLARI NEDENİYLE BİR BASIN AÇIKLAMASI YAPTI
Başbakan Yıldırım partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada:
İçişlerinde vatandaşlık hizmetlerinde yenilikler geliyor. Evlenme ve ölüm gibi işlemler için artık nüfus merkezlerine gitmesi gerekmeyecek. Vatandaş artık mahkeme kararına ihtiyaç bulmadan yanlış yazılan ad ve soyadlarını değiştirebilecek. Pasaport ve ehliyet işlemleri artık polisten alınıp nüfusa verilecek. Ayrıca adres değişiklikleri bildirilirken evlenme yetkisinde de değişiklik olacak. Köy muhtarlarına evlendirme yetkisi veriyoruz. Diye bir açıklama yapmıştır.
Ad ve soyadı değişiklikleri, ölüm ve evlenme işlemlerinin yapılması ve bunların kayıtlarının düzgün yapılması çok önemlidir. Ağırlıklı olarak Dini eğitim alan müftülerin, seçimle iş başına gelen ve eğitim standardı belli olmayan muhtarların bu çalışmalarında ne kadar yetkin olacağı bilinemiyor. Nüfus Müdürlüklerinin kadrolarının artırılması yerine görev tanımlarına hiç uymayan kişilere bu görevin verilmesi doğru karar mıdır?
Muhtarların gerçek ihtiyaç sahiplerini tespitte bile yeterli olamadıkları zaman zaman yandaşlarını ihtiyaç sahibi olmadıkları halde ihtiyaç sahibi gibi gösterdiği söylenmektedir. 
VERİLEN BU KARARLA BİR KARMAŞA YAŞANABİLİR.
Mahkeme kararı olmadan isim değişikleri yapması bir kolaylık gibi görünmek de ancak çok sakıncalı olacaktır. Başı sıkışan muhtardan yeni bir isim almak için başvuracak muhtarlık araştırma yapmadan bu işi nasıl yapacaktır. Muhtarlıklara mahkeme elemanları gibi elemanlar ve araştırma imkânları mı verilecektir. Alt yapısı düşünülmeden, yaratacağı sonuçlar hesaplanmadan bu değişikliklerin yapılması hata olur.
Adres bildirimi yapılmaması bile borçlu veya suça karışan insanların takibinde sıkıntı yaratırken birde bu işlemlerde vatandaşa kolaylık sağlayacağız zihniyetiyle mahkemelerin yetkisinden alınıp kolaylaştırılması toplumda telafisi imkânsız sorunlar yaratacaktır.
Resmi nikâhın zorunlu olması ve kayıt altına alınması hem kadınların hem çocukların hakları ve korunması açısından çok önemli iken muhtar ve müftülüklerde yapılacak bu işlemler ve kayıtlarının nüfusa bildirilmesi müftü ve muhtarlara büyük külfet getirecek asıl görevlerini yapmalarına ayıracakları zamanı bölecek, hem de yanlarına çalışan almak zorunda kalacakları içinde sorun yaratacaktır.
Resmi nikâhın zorunlu olması nüfus kayıtlarının düzeni açısından önemli olduğu gibi imam nikâhının resmi nikâh sonrası yapılması ve isteğe bağlı olması toplumun yapısına da uygundur. Vatandaşlarının büyük çoğunluğu Müslüman olsa da gayri Müslimlerin hali ne olacaktır. Resmi nikâh genele uygulanabilen bir nikâh biçimidir.
Hazırlanan değişiklik uygulamada; erken yaşta ve zorla evliliklerin daha da artmasına sebep olacaktır.  Özellikle küçük yerlerde akraba evliliklerinin fazlalaşmasına, çocuk gelinlerin artmasına, kadını kolaylıkla evlendirmeye, eve kapatmaya, gereken yaşta özgür iradesiyle eş seçimini engellemeye, kadınların evlilik, miras ve boşanma gibi hakları açısından güvencesiz bırakılmasına yol açacaktır. Bu yapılacak değişikliklerin bir daha gözden geçirilmesi gerektiği inancındayız.
15 Temmuz 2016 olayları nedeniyle hayatını kaybeden şehitlerimizin yakınlarına sabırlar diliyoruz. Hepimizin başı sağ olsun.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

ANKARA GİRİŞİMCİ KADINLAR DERNEĞİ (AGİKAD) MESAJIDIR

ANKARA GİRİŞİMCİ KADINLAR DERNEĞİ (AGİKAD) MESAJIDIR

15 TEMMUZ 2016 CUMA GECESİ VUKU BULAN "VAHİM DARBE KALKIŞMASI" NEDENİYLE ÜLKEMİZ "HEM BÜYÜK BİR TEHLİKEYİ BERTARAF ETMİŞ VE HEM DE ÇOK BÜYÜK BİR DEMOKRASİ SINAVI VERMİŞTİR." GÜN BİRLİK OLMA VE DEMOKRASİYE SAHİP ÇIKMA GÜNÜDÜR. 
AGİKAD YÖNETİM KURULU ADINA BAŞKAN 
ŞÜKRAN KİTİŞ

28 Mayıs 2016 Cumartesi

ANKARA GİRİŞİMCİ KADINLAR DERNEĞİ (AGİKAD) Olağanüsti Genel Kurulu Yapıldı

        ANKARA GİRİŞİMCİ KADINLAR DERNEĞİ
        GENEL KURULU YAPILDI
         Ankara- (İsmail Kara) Kısa adı AGİKAD (Ankara Girişimci Kadınlar Derneği) olan, alanında öncü ve önder Sivil Toplum Kuruluşunun olağanüstü genel kurul toplantısı 26 Haziran 2016 - Pazar günü yapıldı.
         Ankara Girişimci Kadınlar Derneğinin, Dernek Merkezinde ve Üyelerden Avukat Nurten Taşkaya'nın Divan Başkanlığında yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında; Kurucu Başkan İnsaf Kılıç, bu defa Başkanlık için aday olmadı, Yönetim Kurulunun bir kısmında da nöbet değişimi yapıldı. 
         Çok olgun, olumlu ve verimli bir hava içinde çalışmalarına başlayan toplantı; Başkan İnsaf Kılıç’ın açılış konuşmasıyla açıldı. Saygı duruşu ve İstiklâl Marşının okunmasını takiben gündemde yer alan diğer konulara geçildi. Gündem gereği Yönetim ve denetim kurullarının raporları okunup ibra edildi. Ayrıca, Derneğin Yönetim ve denetim kurulları seçimle yenilendi.
         Ankara Girişimci Kadınlar Derneğinin 2004 yılından; Yani AGİKAD'ın kuruluşundan itibaren Yönetimde sürekli görev alan bazı Üyeler ile Kuruluştan bu bu yana Başkanlı görevini yürüten İnsaf Kılıç bu kez yönetimde yer almadı. Yönetim kurulu adeta yeniden yapılandırıldı ve mesleklerinde profesyonel olan bazı üyelerin yer aldığı "yeni bir yönetim kadrosu" oluştu.
         Verilen bir önerge ile kurucu başkan İnsaf Kılıç’a “Onursal Başkanlık” verilmesi istendi. Genel Kurulda memnuniyet yaratan ve sevinçle karşılanan önerge, Divan Başkanı tarafından üyelerin oyuna sunuldu ve genel kurula katılanların oy birliği ile kabul edilerek onaylandı. 
         Toplantının sona ermesiyle üyeler dağılırken; Yeni seçilen Yönetim Kurulu Dernek Merkezinde kalarak, öncelikle kendi aralarında "derneğin geleceği ile ilgili" bazı konuları karşılıklı sohbet havasında konuştular. Daha sonra ve genel istek üzerine, Kanun, Tüzük ve Dernekler Yönetmeliği uyarınca "en geç bir hafta içinde yapılması gereken" ilk yönetim kurulu toplantısını da yaparak görev paylaşımında bulundular.
         BUNA GÖRE: 
         Yenilenen yönetim kurulunda görev alanların isimleri ve görev dağılımı şöyle gerçekleşti;
         1.Şükran Kitiş (Başkan - Av.),
         2.Handan Demirdamar (Başkan Yardımcısı),
         3.Günay Örücü (Başkan Yardımcısı),
         4.Sema Üstün (Genel Sekreter),
         5.İsmail Kara (Muhasip),
         6.Ali Ulusoy (Yönetim Krl.Üyesi)
         7.Tülin Yelda Göktaş, (Yönetim Krl.Üyesi),
         8.Esra İnce Özer (Yönetim Krl.Üye)
         9.Serpil Gökdere (Yönetim Krl.Üyesi)
         Asıl amacı ev hanımlarını ekonomiye kazandırmak; KOSGEB Destekli, Sertifikalı Eğitim ve Uygulama Programları ile İşletme ve Meslek Sahibi İş Kadını yetiştirmek suretiyle, kadınları verim ve üretim unsuru kılmak; Kadınlar arasında Sosyal Girişimci sayısını çoğaltmak; Kadına ve aile içi şiddetin etkin biçimde önlenmesine ve mağdurların korunmasına katkı sağlama; Eğitim, bilim, yardımlaşma - dayanışma ve işbirliği; Kültürel ve sanatsal faaliyetler olan Dernek; Kurulduğu günden itibaren özenle uyguladığı faaliyetler ve Kadınlar yararına düzenli olarak gerçekleştirdiği etkinlikleriyle medyada adından bir hayli söz ettirmiştir. Ayrıca, konusu ve alanı bakımından Türkiye'de bir ilk olan AGİKAD (Ankara Girişimci Kadınlar Derneği); Bütün Türkiye'de bu adla ve alanda peş peşe kurularak faaliyete geçen pek çok kadın örgütü ve Sivil Toplum kuruluşuna da öncülük etmiştir. Dolayısıyla AGİKAD'ın, örneğin bir GELİNCİK PROJESİ'nden tutun, Ulusal ve Uluslar Arası birbirinden ağırlıklı pek çok projede adı ve ağırlığı vardır.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Resim Hocamız "Tülay Aksar" önderliğinde resim sergimiz, Atlantis AVM’de açıldı.

AGİKAD'IN RESİM HOCASI TÜLAY AKSAR; KURS ÜRÜNLERİ VE ESERLERİNİ SERGİLEDİ
            Derneğimiz AGİKAD'ın Resim Hocası Tülay Aksar, ağırlıklı olarak kişisel resim ve eserleri olmak üzere; Kurs ürünlerini içeren sergisini, geçtiğimiz gün Atlantis AVM’de açtı.
            Bir süredir AGİKAD (Ankara Girişimci Kadınlar Derneği) da resim kursu veren ressam Tülay Aksar, Atlantis AVM (Batıkent) de kişisel resim sergisini açtı.
            Daha önce bazı karma resim sergilerine katılan Aksar’ın kişisel bu resim sergisi, resim severler tarafından ilgiyle izlendi.
            Aksar, resim sergisinde, bazı kursiyerlerinin resimlerine de yer verdi.
            Açılışa AGİKAD yönetim kurulu üyeleri ile katılan Başkanı İnsaf Kılıç, sanatın toplum hayatında çok önemli bir işlev gördüğüne işaret eden kısa bir konuşma yaptı ve Ressam Aksar’ı özverili çalışmaları nedeniyle kutladı. Kılıç, Aksar’a ayrıca bir plaket sundu.
            1968 yılında Kayseri ' de doğdum. İlk -orta ve lise öğrenimini Ankara-Yenimahalle 'de tamamladı. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümünden 1990 yılında mezun oldu. Özel sektörde peyzaj mimarı olarak çalışıp emekli oldu.
            2007-2012 yılları arasında  ''karakalem, yağlıboya, suluboya, pastel ve gravür '' ile ilgili resim kurslarına katıldı. 2015 yılından beri resim kurslarında '' karakalem, suluboya, pastel ve gravür '' dersi veriyor. Evli ve 2 kız annesidir.
80 YAŞINDA YENİ BİR RESSAM
            Resam Tülay Aksar’ın resim kursuna katılan 80 yaşındaki Yaşagül Evir’in yaptığı tablolar da sergide oldukça dikkat çekti. Eserleriyle gençleri adeta kıskandırıyordu. Açılışa katılan çok kişi, Yaşagül teyzeyle yakından ilgilenip O’nunla sohbet etti.
            HABER VE FOTOĞRAFLAR: ---İsmail KARA---  

DKD (Düşün, Konuş, Dinle) HOCA'MIZ AYTEKİN ERTUĞRUL ARAMIZDAN AYRILDI. RAHMET OLSUN, NUR-HUZUR VE IŞIKLAR İÇİNDE YATSIN İNŞÂLLAH..

AYTEKİN ERTUĞRUL VE "ANİ YOLCULUK"...
---İsmail KARA--- (*)
Düşün, konuş, dinle !..
Yıllarca söyledin bunu hocam!
Başta Sevgili Öğrencilerin olmak üzere; Okuyanlarını, Dinleyenlerini, seni izleyenlerini önce düşünmeye, sonra "ölçülü, anlamlı ve dikkatli" konuşmaya yönlendirdin.
Düşünmeden konuşanların, ne çamlar devirdiğini;
her zaman görüyoruz.
Dinlemeyi ve dinlerken anlamayı öğrettin.
Her dersinde “beden dili” ni, "empati yapmayı" anlattın.
En sıkıntılı anlarında, sempatik tavrını sürdürdün.
Aynı zamanda bir terapisttin sen!
Huzur dağıtıyordun derslerinde,
Her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz zamanda.
Fakat, senin o kadar huzursuz olduğunu öğrendim son anda…
Dağıta dağıta bitirdiğin huzur...
 
AGİKAD
DKD Başkanı
Aytekin ERDOĞAN
Senden aldığımız hazla, sevmiştik seni hem de fazla…
Yalnız… 
Yalnız, sonunda bizi atlattın hocam!
O, “Elveda” bile demeden çıktığın son yolculukla…
O son yolculuk yüreğimize büyük bir lokma gibi oturdu.
Acelen neydi be hocam?
Sevenlerini sensiz koymak, yakıştı mı sana?
“Gel, dön aramıza” diyeceğim amma biliyoruz ki;
Gidenler, bir daha dönmüyor hocam!
Fakat, fakat sensiz de olmuyor hocam!

Ne yapsak boş,
Sensizliğe alışacağız.
Sen olmasan da, seninle yaşayacağız,
Seni hiç unutmayacağız.
Sen bize etmediysen de veda,
Biz, içimizdeki korla
Hep birlikte diyoruz ki sana;
“Elveda hocam, elveda!”…
(*) Karozan, İsmail KARA - AGİKAD (Ankara Girşimci Kadınlar Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Muhasip

12 Mayıs 2016 Perşembe

GENEL KURUL & İLÂN, DUYURU VE ÇAĞRI

AGİKAD
(Ankara Girişimci Kadınlar Derneği)
Olağanüstü Genel Kurul İlanı
                 
         Derneğimizin Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı 19.05.2016 Perşembe günü saat 14 00 de Dernek Merkezinde yapılacaktır.
         Aynı gün çoğunluk sağlanamadığı takdirde toplantı 26.06.2016 Perşembe günü aynı yer ve aynı saatte yapılacaktır.
         Üyelerimize saygıyla duyurulur.
                                                                                   Yönetim Kurulu
G Ü N D E M:
1-Açılış yoklaması ve konuşması,
2-Kongre divan seçimi,
3-Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması,
4-Yönetim ve denetim kurulu raporlarının okunması ve ibraları,
5-Yönetim ve denetim kurullarının seçimi,
6-Dilek ve temenniler, kapanış.

10 Mart 2016 Perşembe

AGİKAD & 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ETKİNLİKLERİMİZ

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ETKİNLİKLERİMİZ
1.Dernek önünde gösteri;
Derneğimizin yönetim kurulu ve diğer üyeleri 7 Mart Pazartesi günü, saat 11 00 de Meydan AVM önünde bulunan Atatürk Heykeli yanında toplanıp turuncu renkli flarlarıyla kadın hakları konusunda bir gönderide bulundu.
Başkan İnsaf Kılıç “Dünya Kadınlar Günü”nün önemini yaptığı kısa bir konuşmada dile getirdi.
Daha sonra dernek bürosuna geçildi. Burcu Coşkun, “Dünyada Turuncu” renkle verilen mesajlar hakkında kısa bir seminer verdi.
2-Başkan Kılıç TED Üniversitesinde idi;
TED Üniversitesi Öğrenci Konseyinin düzenlediği toplantıda Başkan İnsaf KILIÇ üç konuşmacıdan biri olarak yer aldı. Konuşmacılar kadın hakları, aile içi şiddet, çocuklara şiddet konuları üstünde durdular.
Toplantı sonunda konsey başkanı konuşmacılara teşekkür ederken, ayrıca birer plaket sundu.
3-Ankara Barosu Etkinliği
“Yaşasın Kadın” projemiz ve Ankara Barosu önderliğinde yürütülen ve Derneğimizce de katkı sağlanan “Gelincik Projesi” nedeniyle Baro’daki etkinliğe katıldık. Baro başkanına bir plaket sunduk.
4-Türkiye Barolar Birliği Etkinliği;
Türkiye Barolar Birliği salonunda saat 18 00 de açılan resim sergisi ve saat 19 30 da başlayan “Cumhuriyetin Sanatçı Kadınları” kapsamındaki konsere yönetim kurulu be diğer bazı üyelerimizle katıldık.
Birlik Başkanı Prof.Dr.Metin Feyzioğlu ile resimler çekildik ve kendisine ayrıca bir plaket sunduk. 

7 Mart 2016 Pazartesi

Kadınlara yönelik şiddete dur de!

Kadınlara yönelik şiddete dur de!
Merhabalar,
Bu mesajı ülkemizde işlenen kadın cinayetlerine dikkatinizi çekmek ve farkındalığa destek olmanız için yazıyoruz. Türkiye 2014 yılında 294 kadınını şiddet nedeniyle toprağa verdi. 

2015 yılının ilk 64 gününde 53 kadın yaşamını yitirdi. Ocak ayında en az 30 kadın öldürüldü. Her gün 1 kadını toprağa veren şiddet, Şubat ayında da can almaya devam etti. Şubat ayında da en az 16 kadın cinayete kurban gitti. Özgecan Aslan ne yazık ki bu kurbanlardan biriydi.
2016'nın ilk ayında 40 kadın cinayeti gerçekleşti.
Okurken yeter diyorsunuz değil mi? YETER! Biz de yeter diyerek "#TuruncuBirDünya Kadınlara Yönelik Şiddete Dur De" kampanyamızı sizlerle paylaşmaya karar verdik.
Birleşmiş Milletler'in kadınlara yönelik şiddete karşı başlattığı "Orange The World" farkındalık kampanyasına Türkiye'den destek veriyoruz.
Ülkemizin en derin yarasına Kuixo Bilişim Teknolojileri A.Ş.'ye ait proje kapsamında Ankara Girişimci Kadınlar Derneği(AGİKAD), Sanatçı Kadınlar Derneği(SKD) ve Ankara Kadın Ressamlar Derneği'nin(AKRD) manevi katkılarıyla çözüm arıyoruz. Sizleri de konuyla ilgili çözüm önerilerinizi, tepkinizi, görüşlerinizi ve düşüncelerinizi turuncu bir fular, kurdele, toka, kıyafet vs. ile fotoğraf veya video olarak #TuruncuBirDunya etiketi ile Kuixo, Facebook, Twitter veya Instagram üzerinden paylaşmaya, farkındalığa ortak olmaya davet ediyoruz.
Ne kadar çok paylaşım, o kadar çok sosyal medya gücü! Paylaşımınız bir gün çözüm önerisi olarak mecliste sunulabilir, tepkiniz insanları düşünmeye zorlayabilir, sosyal medya birilerinin düşüncelerini değiştirebilir ve hayatlar kurtarabilir.
#TuruncuBirDunya paylaşımlarınızı ve desteğinizi bekliyoruz.
Zamanınızı ayırdığınız için teşekkürler,
Burcu Coşkun
Kuixo Bilişim Teknolojileri A.Ş. - Kurucu Ortak
Copyright © 2016 Kuixo, All rights reserved. 
#TuruncuBirDünya kampanyamıza destek verdiğiniz için bu maili alıyorsunuz. 

Our mailing address is:

Kuixo
ODTÜ Teknokent Galyum Blok
Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi (ATOM)
Ankara 06800
Turkey

5 Mart 2016 Cumartesi

AGİKAD; KAYBETTİĞİMİZ KADINLARIMIZ İÇİN & O'NLAR SONSUZ, UNUTULMAYACAKLAR...


AGİKAD; "8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ" ETKİNLİKLERİMİZ

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ETKİNLİKLERİMİZ
AGİKAD Ankara Girişimci Kadınlar Derneği olarak;
8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle katılacağımız ya da
düzenleyeceğimiz etkinlikler aşağıdaki gibidir.
1-7 Mart 2016 Saat: 11.00 de Derneğimizinde içinde bulunduğu MEYDAN AVM önünde yakalarımızda ki gelincik ve “LOGOMUZ”un da rengi olan turuncu flarlarımızla, sonsuzluk işaretli  oluşturarak, duruşumuzu,  BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN öncülüğünde gelişen DUYARLILIKLA farkındalık yaratmaya özen göstereceğiz.
2-Aşağıdaki afişten de anlaşılacağı üzere, 8 Mart günü Ankara Barosu ile “Yaşasın Kadın” projemiz kapsamında Baro Başkanlığı ile bir etkinliğimiz var.
3-Başkanımız İnsaf Kılıç’ın Türk Eğitim Derneği TED Üniversitesinde; 8 Mart günü saat 15 00 de bir konuşması olacak. Adres aşağıdadır.
Üyelerimizin ve dostlarımızın ilgi ve bilgilerine sunarız.

TED ÜNİVERSİTESİ
Ziya Gökalp Cad., No: 48, Kolej - Çankaya / ANKARA

24 Şubat 2016 Çarşamba

Kalkınma Bakanlığı’nın onayı ile Urfa / Karacadağ Kalkınma Ajansı ile Şanlıurfa Kalkınma Derneği ve AGİKAD; Çok önemli bir "Sosyal Etkileşim projesinde" birlikte hareket ediyorlar.

ENGELLİLERE YAKLAŞIM ARTIYOR
            Son yıllarda gerek ülkemizde, gerekse diğer ülkelerde engellilere ilgi ve yaklaşım giderek artıyor. Avrupa Birliği de son yıllarda dezavantajlılara (engellilere) yönelik iyi projelere destek vermeye başladı.
            Türkiye nüfusunun % 10’una yakın kısmı engelli. Nüfusumuz bugün 78 milyon olduğuna göre yaklaşık 7 milyon 800 bin engelli var demektir. Bu rakam hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Uzun zamandır engellilerimize devletçe bazı destekler verilmektedir. Son zamanlarda desteklerin artırılması yönünde yapılan çalışmalar, başta engelli vatandaşlarımız ve yakınlarınca olumlu karşılanmaktadır.
            Bu bağlamda Kalkınma Bakanlığı’nın onayı ile Urfa’da bulunan Karacadağ Kalkınma Ajansı ile Şanlıurfa Kalkınma Derneği ve AGİKAD (Ankara Girişimci Kadınlar Derneği), bir Sosyal Etkileşim projesinde birlikte hareket ediyorlar.
            Beş gün kadar önce ünlü bir otelde proje ortakları ve destekçileri ile geniş katılımlı bir etkinlik düzenlediler. Bu etkinlikte “Dezavantajlılara Yönelik İyi Uygulamalar Paylaşımlı ve Sürdürülebilir Ağ Oluşturulması Projesi Semineri”nde bir araya gelen taraflar, projeler ve uygulamalar hakkında bilgi verdiler. Seminerde; Çubuk Platformu, Çubuk Halk Eğitim Merkezi Başkanlığı gibi kuruluşların sunumları da bir hayli dikkat çekti.
            Verilen bilgilere göre çalışmalar yoğun bir şekilde sürdürülüyor.  
[Fotoğraflar: AGİKAD, İsmail KARA (18.02.2016 günü Otel İçkale'de yapılan etkinlikle & seminerle ilgili görüntüler.) Diğer fotoğraflar için; Lütfen "FOTO GALERİ" Sayfamıza bakınız. Teşekkürler...

28 Ocak 2016 Perşembe

Özgecan'ın annesi Songül ASLAN canlı yayında haykırdı. ‘Elimize bıçak alıp sokağamı çıkalım?’

‘Elimize bıçak alıp sokağa mı çıkalım?’
Özgecan'ın annesi canlı yayında haykırdı. Mersin’de katledilen Özgecan’ın annesi Songül Aslan, Bağdat Caddesi’nde bir genç kızın tecavüze uğraması olayıyla sarsıldı. Baba Mehmet Aslan ise “Köylüsünden, profesörüne her kesimden kişilerin yeraldığı bir şûra kurulsun” önerisinde bulundu
MERSİN’de vahşi bir saldırıda katledilen üniversiteli Özgecan Aslan’ın annesi Songül, babası Mehmet Aslan, cumartesi günü Bağdat Caddesi’nde E.F.B.’nin bıçak zoruyla tecavüze uğraması olayının korkutucu olduğunu söyledi. Aslan çifti, “O günden buyana çok acılar yaşadık. Hala da yaşıyoruz” dedi. Özgecan Aslan’ın annesi Songül ve babası Mehmet Aslan, FOX TV’de sabah yayınlanan İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat’e konuk oldu. Programda gazeteci Küçükkaya, “Biz ‘Özgecanımızı kaybettik. Bir daha canımız yanmasın’ dedik. Fakat Kadıköy’de yine bir olay oldu. Mehmet Bey bu işi nereye koyacağız?” diye sordu.
Atom bombası etkisi var 
Bu konularla ilgili sadece devletten bir çözüm beklenmemesi gerektiğini ve bu olayları önlemek için sadece yasaların yeterli olmadığını savunan baba Mehmet Aslan, “Her insanın polisi kendi vicdanıdır.’ Maddeselleşmiş dünyada kötülük, ölümden daha hızlı hareket ediyor. Kim neyi görürse duyu organlarıyla, gözleriyle, kulaklarıyla, zihinleriyle bunu kopyalıyorlar. Aslında bu insanların bilinçaltında atom bombası etkisi yapıyor. Habercilik adına yapılmış olan hizmet, insanlara duyurulması, bildirilmesi, devletin, halkın bu anlamda duyarlı olmaları adına yapılan çalışmalar maalesef çok fazla hedefine varmıyor” dedi. Bu tür olayların aslında dünyanın her yerinde yaşandığını hatırlatan Aslan, ortak bir akıl üretmek için bir şûra önerisinde bulundu. Aslan şöyle dedi: “İnsanlar ‘Şeytana uydum’ diyor ya, şeytana uymaması gerektiğine ait o bilinci, şuuru nasıl oluşturacağız? Televizyonlarda onlarca, yüzlerce programda bilen insanlar sadece konuşuyor. Ama hiçbir şey yapılmıyor. Konuşmak bir çözüm değil. Mademki, bilim çok önemli ve bilen insanların bu sosyolojik tramvaya, drama el atmaları gerekiyorsa; sosyologların, psikologların, felsefecilerin güzel düşünen, çözüm üretmek isteyen çok basit bir köylü vatandaştan, profesöre kadar toplumsal bir şûra oluşturulmalı. Yasaların da caydırıcılığı olmalı.”
‘Verilen ceza içimi soğutmadı’ 
Bağdat Caddesi’nde yaşanan tecavüz olayının Özgecan olayına benzediğini savunan anne Songül Aslan durumu, “Çok korkunç” sözleriyle niteledi. Songül Aslan, “Acaba otobüslerin içine kameralar mı yerleştirilse? Bu cesareti göstermesinler. Bence devletimizin böyle bir şey yapması lazım. Bunların sonu gelmiyor. Özgecan kızımdan sonra da yine bunlar oldu. Oluyor da. Artık yetişme tarzından mı, eğitimsizlikten mi?” şeklinde konuştu. Kadına yönelik taciz ve tecavüz suçu için ciddi bir kanun çıkarılmasını isteyen Songül Aslan şöyle konuştu: “Kanunlar çıksın ki, insanlar bu tür olaylara teşebbüs etmesin. Devletimizden Özgecan yasasını istiyoruz. Başka canlar yanmasın. Cezaevlerine bu suçlardan düşenler, af, indirim, olmadığını bilmeli. Hep kızlarımıza, annelerimize oluyor. Neden yani hep bayanlara? Bizlerde mi bıçak alıp sokaklara çıkalım? Erkekler kendilerini daha güçlü hissedip kadınlara saldırıyor. Özgem çok özeldi. Bunu hiç hak etmedi. Tek suçu dolmuşa binip eve gelmekti. Caniler hak ettiği cezayı aldı. Bu benim içimi yine de soğutmadı. Hiçbir zaman da soğumayacak. Çünkü benim kızım yok şu an.” Barış, sevgi ve eğitimin çok önemli olduğunu vurgulayan anne Songül Aslan, öğretmenlere seslenerek, “Çocuklara çok güzel eğitimler versinler. Dayak, şiddet olmasın. Çocuklarınızı sevin ve sevgiyle yetiştirin. Derslerden ziyade barış ve sevgi konularını da işlesinler. Anne ve babalara çok büyük iş düşüyor. Çocuklarına sevgiyle yaklaşsınlar” dedi.
Baba Mehmet Aslan “İnsanlar sadece konuşuyor.
Kötülük ölümden daha hızlı yayılıyor.
İnsanların ‘şeytana uymaması’ gerektiğine ait bilinci nasıl oluşturacağız, bunların konuşulması lazım. Yapılan çalışmalarda da maalesef mesafe alınamıyor ” dedi.
((REF::YENİ YÜZYIL GAZETESİ & 2016-01-28 00:13:50))

20 Ocak 2016 Çarşamba

Eski (Tarihi ve Kadim) Türklerde Aile Düzeni ve Kadının Toplumdaki Yeri (Derleme ve Düzenleme: Karozan, İsmail KARA)

ESKİ TÜRKLERDE AİLE DÜZENİ VE KADININ TOPLUMDAKİ YERİ
Eski Türklerde kadının toplum içindeki konumu ve aile düzeni, hemen hiçbir toplumda görülmeyecek düzeyde uygar ve demokratik ilişkiler üzerine kurulmuştu. Günümüz olayları göz önüne getirildiğinde, bu ilişkilerde ne denli yozlaşma yaşandığı görülecektir. Bugün kadına şiddet ya da aile ilişkilerindeki bozulmayı ileri sürerek kendimizi aşağılama ve özellikle Batıya özenme kuşkusuz üzüntü vericidir. Ancak, daha çok üzücü olan, geçmişi bilmemek ve ondan yararlanmamaktır. Büyük kentlerde yoğunlaşan bozulmaya karşın, Anadolu’da geçmişi yaşayarak yaşatan insanlarımız ne mutlu ki hâlâ vardır. Amerikalıların yaptığı bir araştırmaya göre Türk toplumları içinde bin yıl önceki ilişkiler, Ortaasya’da yüzde 67, Anadolu’da yüzde 37 oranında yaşamaktadır. Bu yüksek bir kültürün varlığını sürdürmesi demektir.
Nikah ve Tek Eşlilik
Nikâha  ve tek eşli evliliğe  dayanan1 aile düzeni, Türk toplumuna çok eski dönemlerde yerleşmiştir. Eski Türklerde nikâh, törenle gerçekleştirilen ve özellikle köy düğün geleneğinin tarihsel köklerini oluşturan, önemli bir olay, bir tür sözleşmedir. Nikâh için ana ve babanın onayı koşuldur. Evlenen erkeğin, gelinin ana-babasına bir miktar mal vermesi gelenektir. Başlık adıyla günümüze dek süren bu gelenekte, verilen mala kalıng denirdi. Gelin, gittiği ailenin hak sahibi bir üyesi olur; kocasının ölmesi durumunda, malların ve çocukların velayeti ona kalırdı. Yaş ayrımı çok olan evliliklere izin verilmez ve yaşlı kuşaktan erkek, genç kuşaktan bir kadınla evlenemezdi.
Türk ailesinde, babanın eşiyle paylaştığı, baskıcı olmayan eceliği (reisliği), baskıya dayanan ataerkil aile yapısından ayrımlıydı. Ev, Batılılar ve Araplarda olduğu gibi yalnız kocaya ait değil, kocayla karının ortak malıydı. Bu nedenle evin erkeğine evin ecesi, evin kadınına da evin kadını denilirdi. Ailede babanın olduğu kadar, ananın da sözü geçerdi. Ana soyuile baba soyu değerce birbirine eşitti. Eşitlik, babanın saygınlığının ve ona verilen değerin azalması anlamına gelmez; tersine ona, saygıya dayalı içtenlikli ve daha güçlü bir yetke kazandırırdı.
“Baba Ocağı”
Eski Türkler için büyüyüp yetiştikleri ve baba ocağı (törkün) dedikleri aile çok önemliydi. “Ocağın ateşinin hiç sönmemesi”, dirliğin sürdürülmesi gerekirdi. Bunun için, büyük ve ortanca kardeşler evlenip ocaktanayrılırlar, ancak küçük kardeş kalırdı. Belirli aralıklarla, tüm kardeşler aileleriyle birlikte, baba ocağında toplanırlar, ataya (babaya) saygı törenleri yapılırdı. Türkler, yurtları gibi baba ocaklarını da asla unutmazlar, çok uzakta bile olsalar, ona olan saygılarını, güçlü bir bağlılıkla sürdürürlerdi.
Eski Türklerde aileye gelin gelen kadına her zaman sahip çıkılır; dul kaldığında, kocasının bekâr kardeşlerinin onunla evlenmesi (kayın alma) toplumsal bir görev olarak kabul edilirdi. Bu davranış, başka toplumlarda görülen, malların bölünmemesini amaçlayan bir girişim değil, doğrudan kadına gösterilen saygı ve sahiplenmenin bir ürünüydü. Böyle olmasa töre, kadının miras hakkını kısıtlayan bir biçimde düzenlenir, mirasın bölünmesi böyle önlenirdi.
Kadının Toplumsal Konumu
Tarihte hiçbir toplum, kadını Türkler kadar erkekle eşit saymamış ve hak tanımamıştır. Her iki cinsin kendilerine ait, karşı cinsten bağımsız görev ve sorumlulukları vardı. Birbiri içine girmekle beraber, kadının ağırlıklı görevi aile içinde, erkeğin ise dışındaydı. Buna karşın, her cins aynı eğitimden geçer, cinsler arasında ayrım, toplumun tüm kesimlerinde yadsınırdı.
Kadının toplum içinde önemli bir yeri vardır. Bu önem Dede Korkut’ta; “kadın kendini överek adam olmaz; ancak güzel düşünür, güzel konuşur ve kocasına iyi öğütlerde bulunursa yücelir”, “kocası onu dinler” biçiminde anlatılmıştır. Irk Bitig’de; babanın emir annenin öğüt verdiği görülür, çocuk isteğine göre birine ya da ötekine uyardı. Kadın örtünmez, haremde kalmaz, erkeğin gittiği hemen her yere giderdi. Erkeklerle bayramlara, şölenlereve içkili toplantılara katılır; onlarla birlikte kımız ya da şarap içebilir; kendisi de şölen düzenler, davetler verebilirdi. Erkek gibi ata biner, ok atar, öküz arabası kullanırdı. Çin kaynaklarına göre; “kocaları dama oynarken onlar futbol oynar”, “pazara gittiklerinde, paketleri kocaları taşır” ve “açık bir kibarlıkları vardır”. Ama gerekirse ava ve savaşa da giderlerdi. Arap gezginci İbn Arabsah, Türk kadınları için; “erkekler gibi savaşıyor, kafirlerin üzerine dörtnala at sürüyorlardı...”, diye yazar.
Kadının Özgürlüğü
Kadınların bu denli özgür ve cinsler arasındaki ayrımın az olması, Türk kadınlarının kendilerine özen göstermediği, süs ve güzelliklerine dikkat etmediği, cinselliğe önem vermediği anlamına gelmiyordu. Giysileri son derece renkli ve süslüydü, zarafete ve alımlılığa önem verirlerdi. Beğenilmeyi severler ve güzellikleriyle ilgili övgüleri, “memnuniyetle kabul ederlerdi”.Serbestçe kullandıkları özgürlüklere sahiptiler, ama son derece iffetliydiler. Ünlü İtalyan gezgini Marco Polo, bir “seyahatname klasiği” olan İl Millione adlı yapıtında, Türk kadınlarının “ahlaki temizliğini” över ve onların “tüm dünyanın en temiz ve ahlaklı”  kadınları olduğunu söyler.
Tedirgin etme (taciz), kadına saldırganlık (tecavüz), evlilik dışı ilişki (zina) gibi cinsel suçlar Türk toplumunda yok denecek kadar azdı. Kadına saldırının Türk hukukundaki cezası ölümdü. Cinsel saldırıyauğrayan kadın toplumdan dışlanmaz, ona sahip çıkılır. Evlilik dışı çocuğu olursa kadın ulu bir ağaçla evlendirilir, çocuk bu yolla meşrulaştırılırdı.
Günümüzde töre cinayeti adı verilen olayların Türk töresiyle bir ilgisi yoktur. Basında sıkça kullanılan bu tanım herhalde, Türk geleneklerini yıpratma amacını taşımalıdır. Saldırıya uğrayan kadına sahip çıkılırken namusunu korumayan kadın hoşgörülmez. Eski Türk inancına göre Doğum Tanrısı (Ayzıt), “ne denli yalvarırlarsa yalvarsınlar, namusunu korumamış kadınların yardımına”gelmez.
Kadının Eşitliği
10.Yüzyılın ünlü coğrafyacısı al-Balhi, kitâb al-bad va’l-tarih adlı yapıtında, “Türkler’de kadının erkeğe eşit” olduğunu, toplumsal yaşamın her alanında “varlığını sürdürdüğünü” ve beğendiği erkeğe “evlenme teklif edecek denli” özgür olduğunu yazar. 12.Yüzyıl tarihçilerinden İbn Cübeyr, “Türk ülkelerinde kadına gösterilen saygıyı, başka hiçbir yerde”  görmediğini söyler.
Atatürk’ün Sözleri
Cübeyr’in saptaması, Osmanlı’nın son üç yüz yılı dışında, Türk tarihinin hemen her dönemi için geçerlidir. Türklerde kadına saygı, içtenliksiz bir kibarlık değil, yaşam biçimine yerleşen doğal bir davranıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün, kadının toplum içindeki yeri konusundaki düşünceleri ve gerçekleştirdiği yasal düzenlemeler, bu davranışın en somut örneğidir.
29 Nisan 1935’de, Yoksul Kadınlar Cemiyeti ve Kadın Esirgeme Kurumu hakkındaki görüşlerini açıklarken şunları söylemiştir: “Yoksul kadın, hiçbir şeyi olmayan kadın olarak algılanmaktadır. Oysa kadın denilen varlığın kendisi başlıbaşına yüksek bir varlıktır. Ona yoksul demek, onun bağrından kopup gelen insanlığın yoksulluğu demektir. Eğer insanlık bu halde ise, kadına yoksul demek uygun görülebilir. (Ancak y.n.) gerçek bu mudur? Birkaç yüzyıldan beri Türk kadınlığının anlamı unutulmuş, o, bunca varlığın maddi ve manevi kaynağı olduğu halde yüzüstü bırakılmış; unutulmuş. Varlığı ve erdemi unutulmuş olan Türk kadınlığına, ayağa kalkarak hürmetlerimizi göstereceğiz ve bunu düşünerek Kadın Esirgeme Kurumunu kuran bugünkü Türk kadınlığını ayakta selamlamalıyız”.
Peçe, Çarşaf ve Türk Kadını
14.Yüzyılın ünlü Arap gezgini İbn Batuda, Seyahatname’sinde, Orta Asya kadınından övgüyle söz ederken onların “peçe, çarşaf diye birşey tanımadığını”, “erkeklerle birlikte dolaştıklarını”, gerektiğinde “komutan olacak kadar” iyi savaştıklarını söyler. Çin’e giderken tanıştırıldığı “beyliğine hükümdarlık eden” Ürdüca adlı bir Türk kızından söz eder ve şunları yazar: “Melike kendisini selamladığım zaman bana Türkçe ‘huşün misin, hanşi misin?’ yani nasılsın iyi misin diyerek yanına oturttu. İyi bir Arapçayla konuşabiliyor ve yazıyordu... Hindistan’dan geldiğimi söyleyince, ‘ben onlara sefer edeceğim ve o ülkeleri zapt edeceğim, oradaki zenginlik ve asker çokluğu ilgimi çekiyor’ dedi. Bu Melike’nin askerleri arasında, kadın ve kızların bulunup erkekler gibi savaştıklarını, kendisinin de erkek ve kadın askerlerinin başında düşmana şiddetle saldırdığını, Nahoda (geminin kaptanı y.n.) daha sonra bana anlattı”.
Kadının Siyasi Hakları
Eski Türkler’de kadının siyasi yaşamda da önemli bir yeri ve kabul edilmiş kazanımları vardı. O dönemdeki inanç düzenini, erkeğin kutsal kuvvetiniöne çıkaran Toyonizm ile kadına önem veren Şamanizm’in oluşturması, kadın ve erkek arasında tüzel (hukuksal) olduğu kadar siyasi bir denge de yaratıyordu.
Toplantılara, kadın ve erkek birlikte katılırdı. Toplumu ilgilendiren siyasi kararlarda, hakankadar hatunun da yetki ve sorumlulukları vardı. Herhangi bir buyrukyazıldığı zaman, buyruğun uygulanması için hakanın yanı sıra hatunun da imzası olması gerekiyordu; hatunun imzası eksikse o buyruğa  boyun eğilmezdi. (Alıntıdır)
***
Hakan, yabancı ülke elçilerini tek başına kabul etmezdi. Elçiler, hakanınsağda, hatunun solda oturduğu devlet kurulunda, huzura kabul edilirlerdi. Şölenlere, genel toplantılara (kengeş), kurultaylara, dinsel törenlere; hatun, kesinlikle hakanla birlikte katılır ve bu toplantılarda herhangi bir örtünme kuralına bağlı olmazdı.
Hakanınyönetimdeki ortağı olan hatunun ünvanı Türkan’dı. Türkan, hepsine birden hatun denilen hakan soyunun prensesleri içinden seçildiği için, ona da yalnızca hatun deniliyordu. Göktürk Hakanı Gültekin Han’ın devlet yönetimini eşi Kutlulu Sultan ile paylaşması, konuyla ilgili ilginç bir örnekti ve göstermelik bir değer vermeye değil, kesin olarak Kutlulu Sultan’ın iyi yetişmiş, yetenekli bir yönetici olmasına dayanıyordu.
Araplaşma ve Değişen Konum
Kadının toplumdaki yeri, özellikle Arap kültürüyle ilişkiye geçildikten sonra önemli oranda değişti ancak hiçbir zaman eski Türk geleneklerinden tam olarak kopulmadı. Eski yaşam biçimleri ve alışkanlıklar, önemli oranda korundu. Yeni durumun koşullarına uyulsa da bu uyum, Prof. Osman Turan’ın deyimiyle, “çok yüzeysel” kaldı.
Anadolu Türkleri’nde kadınlar, eskisi kadar olmasa da toplumsal yaşam içindeki önemli yerlerini korudular. Özellikle nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan kırsal kesimde, üretimden ve ev dışı yaşamdan kopmadılar. Prof.Fuat Köprülü’nün bilgilerini Aşık Paşazade’den aktardığı ve Anadolu’da etkili bir kadın örgütü olan Kadınlar Örgütü (Bâcıyan-ı Rûm), kadınların Türk toplumu içindeki etkisini gösteren ilginç örneklerden biridir. Memlûklardöneminde Mısır’da, yalnızca kadınların katıldığı tekkeler kurulmuştu. Selçuklu döneminde Konya’da kadınlar, tarikat şeyhlerine bağlanıyor ve örtülü de olsa onların meclislerinde bulunuyorlardı. Dülkadir Beyliği’nin, “otuz bin erkek ve otuz bin kadından” oluşan bir ordusu vardı.
Kadınların orduda görev alması ya da bağımsız birimler olarak savaşlara katılması, yalnızca Dülkadir Beyliği’nde görülen bir olay değildir. Türk tarihinin hemen her döneminde ve özellikle Kurtuluş Savaşı gibi milli varlığın tehlikeye düştüğü dönemlerde kadınlar, herhangi bir görevlendirmeyi beklemeden, kendiliğinden silahlı mücadeleye katılmışlardır.
İspanya’da Müslüman fethini başlatan (711) Türk komutan Tarık bin Ziyad’ın ordusunda, savaşçı kadınlardan oluşan birlikler vardı. Kırım Savaşı’nda (1853) Kara Fatma, Türk-Rus Savaşı’nda (1877) Erzurumlu Nene Hatun, Kurtuluş Savaşı’nda Fatma Seher (İzmit dolayları), Ayşe Hanım(Aydın), Tayyar Ramiye Hanım (Adana), Yirik Fatma(Gaziantep), Fatma Kadın (Mudurnu), Makbule Hanım (Gördes), İstanbullu Saime Hanım; çeteler kurarak ya da kurulmuş çetelere katılarak savaşan ünlü kadınlardan bir bölümüdür. (Derleme ve Yayın: Karozan, İsmail KARA)